Drone ve termal kameralar Hierapolis’in altındaki sırları ortaya çıkarıyor
Özet haber: Pamukkale ile birlikte 1988 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hierapolis Antik Kenti’nde kazı, koruma ve restorasyon çalışmaları devam ediyor. 2026 kazı sezonunda Severuslar Nymphaeumu’nun önündeki alanda gerçekleştirilen çalışmalarda, kalın traverten tabakasının altında yeni mermer yapı kalıntıları ortaya çıkarıldı.

Pamukkale ile birlikte 1988 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hierapolis Antik Kenti’nde kazı, koruma ve restorasyon çalışmaları devam ediyor. 2026 kazı sezonunda Severuslar Nymphaeumu’nun önündeki alanda gerçekleştirilen çalışmalarda, kalın traverten tabakasının altında yeni mermer yapı kalıntıları ortaya çıkarıldı.
Denizli’de bulunan Hierapolis’te sistematik arkeolojik kazıların geçmişi yaklaşık 70 yıl öncesine uzanıyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Denizli Valiliği himayesinde yürütülen çalışmalarda Türkiye ve İtalya başta olmak üzere farklı ülkelerden arkeologlar, mimarlar, konservatörler ve çeşitli uzmanlar görev yapıyor.
Kazı çalışmalarına özel sektör tarafından sağlanan desteklerden biri ise 2005 yılından bu yana Tofaş tarafından veriliyor. Şirketin katkıları yıllar içerisinde Frontinus Kapısı, Antik Tiyatro, Nekropol, Aziz Philippos Martyriumu ve Ploutonion gibi antik kentin farklı alanlarını kapsadı.
Hierapolis’te son yılların en dikkat çekici arkeolojik araştırma alanlarından biri, antik kaynaklarda yeraltı dünyasına açılan bir geçit olarak tanımlanan Ploutonion oldu. “Cehennem Kapısı” olarak da bilinen kutsal alandaki kazılar 2013 yılında önemli bulgular ortaya çıkardı.
Araştırmalarda Arkaik Dönem’e tarihlenen parçalar ve Friglere ait Kibele kabartması bulundu. Bu bulgular, bölgedeki kutsal alan kullanımının Hierapolis kentinin bilinen kuruluş tarihinden yaklaşık 300 yıl daha eski olabileceğini gösterdi.
Hierapolis’in MÖ 3. yüzyılda kurulduğu kabul edilirken, ortaya çıkarılan buluntular mağaranın MÖ 6. yüzyılda Frigler tarafından kutsal alan olarak kullanıldığına işaret ediyor.
Ploutonion, yaklaşık 35 derece sıcaklığındaki termal suyun yüzeye çıktığı doğal bir boşluğun çevresinde bulunuyor. Antik dönemde alanın yeraltı dünyasının tanrısı Hades ile ilişkilendirildiği biliniyor.
Kazılarda ortaya çıkarılan önemli eserlerden biri de tahtında oturan Hades’i tasvir eden mermer heykel oldu. Eser günümüzde Denizli Arkeoloji Müzesi’nde korunuyor.
Antik coğrafyacı Strabon’un bölgede ölümcül gazların bulunduğuna ilişkin anlatımları da araştırmacılara önemli ipuçları sundu. Alandaki kuş kemikleri ve diğer arkeolojik bulgular, Ploutonion çevresindeki gaz çıkışlarının Antik Çağ’da da bilindiğini destekliyor.
Hierapolis’te 2022 yılından bu yana çalışmaların önemli bölümlerinden birini Apollon Kutsal Alanı ve Severuslar Nymphaeumu oluşturuyor.
İtalyan Arkeoloji Heyeti ve Denizli Müzesi iş birliğinde yürütülen araştırmalara Salento Üniversitesi, Messina Üniversitesi, Pisa Üniversitesi, Torino Politeknik Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi ile Ankara ve İzmir’deki çeşitli üniversitelerden bilim insanları katılıyor.
Çalışmalar kapsamında Nymphaeum’un korunması ve restorasyonunun yanı sıra ziyaretçi güzergâhlarının geliştirilmesi de amaçlanıyor.
Zeus, Hera, Apollon, Artemis ve Leto figürlerinin yer aldığı alınlıklarla süslenen anıtsal çeşme, Apollon Kutsal Alanı’nın önemli yapıları arasında bulunuyor.
Son araştırmalarda Nymphaeum’un büyük bir deprem fayının doğrudan üzerine inşa edildiği belirlendi. Termal suların fay hattı boyunca ilerleyerek yüzeye çıktığı ve buna bölgede Antik Çağ’dan beri bilinen gaz çıkışlarının eşlik ettiği tespit edildi.
Yapının mühendislik özellikleri de araştırmacıların üzerinde durduğu konular arasında. Bulgular, antik dönem mimarlarının aktif sismik bölgeye rağmen büyük yapıyı ayakta tutmak için özel mimari çözümler kullandığını gösteriyor. Fay hattını aşan kemerlerin taşıdığı yapının günümüze ulaşan bazı bölümleri 12 metreden daha yüksek durumda.
2026 kazı sezonunda araştırmalar Nymphaeum’un önündeki ve gelecekte ziyaretçi güzergâhına dahil edilmesi planlanan bölgeye genişletildi.
Burada gerçekleştirilen kazılarda kalın bir traverten tabakasının altında yeni mermer yapı kalıntıları gün ışığına çıkarıldı. Yapıların işlevi ve tarihlendirilmesine ilişkin bilimsel çalışmaların devam ettiği belirtiliyor.
Kazılarla birlikte Nymphaeum üzerindeki koruma ve restorasyon uygulamaları da sürdürülüyor.
2025 yılında yapının kuzey köşesinde özgün mimari parçaların yeniden bir araya getirilmesine dayanan anastylosis yöntemi uygulanmıştı. 2026 yılı programında ise üç sütunun daha özgün mimari parçaları kullanılarak yeniden ayağa kaldırılması planlanıyor.
Çalışmaların bir başka ayağını Nymphaeum çevresinde oluşturulması planlanan açık hava müzesi oluşturuyor.
Cephede tekrar kullanılması mümkün olmayan özgün mimari parçaların, Nymphaeum’un önüne yerleştirilecek özel çelik taşıyıcılar üzerinde sergilenmesi planlanıyor. Alanın bilgilendirme panoları ve multimedya içerikleriyle ziyaretçi güzergâhına dahil edilmesi hedefleniyor.
Hierapolis Müzesi’nde korunan figürlü mimari frizlerin de gelecekte bu alanda sergilenmesi üzerinde çalışılıyor.
Hazırlanacak açık hava müzesinde yalnızca arkeolojik eserlerin değil, Hierapolis’in jeotermal kaynakları ve sismik özellikleriyle antik yapıların ilişkilerinin de ziyaretçilere anlatılması amaçlanıyor.
Hierapolis’te arkeolojik araştırmalarda yeni teknolojilerden de yararlanılıyor.
Sismik kırıklardan etkilenen bölgelerdeki sıcaklık değişimlerinin belirlenmesi amacıyla drone tabanlı termal görüntüleme çalışmaları gerçekleştiriliyor. Bu yöntemle yer altındaki sıcak su hareketleri ve fay sistemleriyle ilişkili yüzey sıcaklıklarının belgelenmesi hedefleniyor.
Nymphaeum’a ait mimari blokların dijital ve sistematik olarak kataloglanması ile kazılarda ortaya çıkarılan buluntuların belgelenmesi de çalışmalar arasında bulunuyor.
Antik kentin diğer bölgelerinde de koruma çalışmaları sürüyor. Apollon Kutsal Alanı ile Antik Tiyatro arasındaki traverten ve mermer bloklar yeniden düzenlenirken, Aziz Philippos Kutsal Alanı, konut bölgesi, Ploutonion ve kentin anıtsal merkezindeki yapıların korunması ve ziyaretçi yollarının bakımına yönelik çalışmalar devam ediyor.
Helenistik-Roma Dönemi Nekropolü’nde ise mermer lahitler ve mezar alanlarının yerleşim düzenine ilişkin bilimsel araştırmalar yürütülüyor.
Tofaş, Hierapolis’teki kazı ve restorasyon çalışmalarına 2005 yılından bu yana mali destek sağlıyor.
İlk dönemlerde Frontinus Kapısı çevresindeki çalışmalara verilen destek daha sonra Antik Tiyatro, Nekropol ve Aziz Philippos Martyriumu gibi alanlara genişletildi. Ploutonion’un kazılması ve restorasyonu ile Hades Heykeli’nin korunmasına yönelik çalışmalar da şirketin destek verdiği projeler arasında yer aldı.
Kazı ekibinde yaklaşık 40 kişilik uluslararası bir uzman kadrosu görev yaparken çalışmalar T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Denizli Valiliği himayesinde yürütülüyor.
Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu, şirketin kültürel miras projelerine yaklaşımının uzun vadeli olduğunu belirterek Hierapolis’e verilen desteğin 20 yılı aştığını ifade etti.
Hierapolis’te yürütülen yeni kazılar ve restorasyon projeleriyle hem antik kentin bilinmeyen bölümlerinin ortaya çıkarılması hem de mevcut yapıların daha kapsamlı biçimde ziyaretçilere açılması hedefleniyor.
Technopat Haber Merkezi, Technopat’ın kurumsal yayın akışı kapsamında kullanılan resmi yazar profillerinden biridir. Bu profil üzerinden teknoloji markalarından gelen basın bültenleri, resmi duyurular, sektörel açıklamalar ve güncel gündem haberleri okurlarla paylaşılıyor.
Etkinlik duyuruları, lansman haberleri, açıklama metinleri ve çoklu platform içerikleri bu profil altında toplanarak, okurlara hızlı, düzenli ve doğrulanmış bilgi sunuluyor.
Kaynak: Technopat
